ya bitmek tükenmek bilmeyen bir yolu yürümekten bahsediyoruz ya da olduğumuz yerde çakılı kalmaktan. birbirine zıt bu iki eylemden ikisinede ayrı ayrı maruz kalan herkes şikayetçi.hayır ; "insan bazen" diye başlayan bir cümle kurmayacağım. o "bazen" geçmişte kaldı bile üstelik. çiğneyip geçtiniz o anı ve kaldığınız yerden yakınmaya başladınız yeniden. belkide unuttunuz sadece, hani şu klişe olan "sonbahardaki yaprak" betimlemesine uygun olarak süzülüyorsunuz kendi yaşamınızda. işinize gelen tarafa estikçe problem yok. hadi kendinize hayrınız yok, bari çevrenizdekilere yardım edin. işiniz düşmediği zamanlarda arayın insanları. hal hatır sorun , bir derdi varsa yardımcı olmaya çalışın. tamam zaten yapıyorsunuz ama ne bileyim daha sık yapın bunu. herkes çekinir. özellikle bu devirde. anlamlar yüklenmeden iletişim kurulamayan bir devirde yaşıyoruz. ama unutmayın ; siz ne kadar çok adım atarsanız insanlarda o kadar cesaretlenecektir. yani insan gibi davranmaya demek istiyorum. yaptıklarımızın boş olması ya da bir şey yapamamaktan şikayet ediyorduk değil mi yazının başında ? anlatmaya çalıştığım gibi insan olmanın avantajlarını unuttuğumuzdan kaynaklanıyor işte. konuşun birbirinizle ama unutmayın ; saygı , sevgi , samimiyet çerçevesinde.
as always elegant like my beloved sins...
turn into fire than burry me with desire
bugün resmen ölümden döndük. arkadaşın evini taşıdık apartmanın girişinde oturmuş laflıyoruz.yukardan bir torba içinde aşağıya atılmış olan bir rakı şişesi arkadaşla benim ortamıza düştü.5. yada 6 kattan atılmış. birimizden birimizin kafasını ıskaladı resmen. kısa süreli bi şoka girdik.şu an herşey dünkü gibi. farklı bir şey hissetmiyorum..
bu sabah dün için bir rapor yazasım var.
aslında cumartesi erken yatmaya niyetim vardı ama yatmadan izlediğim children of men isimli film biraz sarstı beni sanırım.nedendir bilmem bazen filmlerden çok etkileniyorum.kısaca bahsetmek gerekirse tam bir steam-punk öncesi geçiş dönemi resmedilmiş.mad max ( mad max da post apocalyptic miş neyse nasıl yazdıysak öyle kalsın ) tan hatırlayacağımız atmosfere ulaşmadan bir önceki aşama işte.steam-punk biraz abartı olabilir.isabetli gelecek öngörüsü diyelim.2027 civarında geçiyor.dünyanın genelinde hemen hemen tüm halklar kendi hükümetlerine karşı ayaklanmış vaziyette.depresyon , bunalım , eşitsizlik had safhada.intihar hapları yasal öyle diyeyim size.neyse gerisini izleyin yahu anlatmayayım şimdi.clive owen var yalnız filmde ona göre.filmden sonra uyumaya çalışmadım bile.gittim televizyon seyrettim.daha doğrusu boş boş baktım diyelim.pazar geç uyandım biraz. akşam altı civarı.güzelce kahvaltı ettim.saat dokuz civarı bizim çocukların bar programını izlemeye arese çıktım.aslında pek içesim yoktu.neyse sahneden indiler bir saat kadar daha oturduk.sonra üçümüz altı kırkbeş e geçtik.sakin güzel bir muhabbet oldu.baya bi müzikten konuştuk.sonrasında bi o kadar sinemadan.gariptir mekandaki bir bayan arkadaş hakkında "allah sahibine bağışlasın maşallah" tadında bir yorum haricinde kadınlar hakkında konuşmadık.alkolün etkisiyle iyice sakinleştiğim bir anda gittim bir şarkı istedim.süper prensip sahibi mp3 master dayım bu gece çalamayacağını söyledi.terbiyesizlik etti müşteriye.sigara böreğini ,elma dilimli patatesi ve biralarımızı yuttuktan sonra dağıldık evlere.hafta içi bir jack daniels gecesi için sözleşmeyi de ihmal etmedik.saat üç gibi uyudum.beşte tamamen uykumu almış olarak uyandım.yediye kadar yatağın içinde durdum hani belki uyurum diye.şimdi burdayım.birazdan gideceğim ne garip..
bazen kendimi kocaman bir yalan olduğuma inandırmak istiyorum. söylediklerim , düşündüklerim birer aldatmaca olsun istiyorum.dosdoğru batıyorum dürüstlükten.ruhum bu beden için seçildiğinde kesin o anda sırada benden başkası olmadığındandır.yada biri zorla itelemiştir beni.başka türlü sıramı başkasına verirdim seve seve..
düşlerimde yaşıyorum.görüp görebileceğim her insanla beraber.hepimiz bir diğerimizin olması gereken basamakta duruyoruz.kimse hevesli değil ait olmadığı yeri kaybetmeye.soru yok , cevap yok.sadece kırılgan bakışlar ve mutlu sığınmalar var.en alt basamaktayım.eğer çıkmaya çabalarsam herkes yerinden olacak biliyorum.devamı asla çekilmeyecek bir üçlemenin ilk filmi gibi.bitecek ama bir sonuca bağlanmayacak.yinede mutluyum.kimse anımsatmadığı ,sorgulamadığı sürece.herkese yetecek kadar üstelik.gün gelip basamaklar üzerime çöktüğünde kaçmayacağım.kimseden hesap sormayacağım.her ne olacak ise şimdiden hakettim.dedim ya ; kırılgan bakışlar , mutlu sığınmalarım , kendimi kandırışlarım...
ve özür buyurdu tüm kaybedenlerin sefil efendisi...
hissetmenin kudreti ile savrulan bencillik
yok edilmelidir düşüncesizce.
farkedilmeden küfretmeli önüne gelene
sabır tanrının bir ilüzyonu nasil olsa.
ite-kaka aglamalı yazın ,
aglayan sonbahara inat.
biriktirdigim tüm sessizligi esirgiyorum senden
terketmenin yükü ile savaşamadım.
ögrenmeli yüzsüzlügü
ki ;
olmayalim figüran
üçüncü sınıf porno* filimlerde ,
bize hayat diye yutturulan.
( 29 ekim 2006 )
şu an tüm benliğim ile itiraf ediyorum ki ; ben geçiciyim. başaramadım. arkamda kalacaklar için zerre üzüntü hissetmiyorum. inanın kendim için sizlerin zihninde oluşacak olandan daha büyük bir hayal kırıklığı hissediyorum. ama yaşıyorum işte. kazancım artık sorgulamamamdır. dizginleyebildiğim kadar kaçıyorum. soyut olabilmek o kadar tatlı olurdu eminim. hissedebildiğim kadar gerçeğim ne yazıkki. ertelediğim lanetler kadar değersizim. nasıl göründüğü ya da yorumladığınız hiç önemli değil. dürüstçe yıpranmama izin verin. az uyudum, uzun yaşadım. yeterince uzun. gözlemleyebildiğim her şeyde haksızlığa uğradım. hemde en başından beri. beni kimse yalnız bırakmış değil. bu benim seçimim de değil. hiçbirşey anlamsız değil. anlamlar alışamayacağım kadar tüketilmiş sadece. ben gerçekten de her şeyin ortasındaki adamım. ve bu çok zor. sonsuza düştüğünüz rüyadan uyanamamak gibi. cesaret isteyişim sonlandırmak için değil. sonrası hala bir muamma iken üstelik. yinede bir kez olsun şansımı denemek isterdim.
sözcükler ise yaprak niyetine toprağa döktüğüm , bırak çiğnesinler.iyileri bende gizli. damağımı ekşiten şarapta gizli. kadehim boşaldığında yine kendim dolduracağım. ve zaman ne tatlı.kadim dostum biricik katilim. edemediğim nefretime... utançlarım , hatalarım ... anılarım , itiraflarım ... seçimlerim , vazgeçtiklerim ... şerefinize ...
sanıldığın kadar değilsin , biliyorsun. sabredebildiğin köşelerde saklandın hep. tarafsızlığım umurunda değildi hiçbir zaman. yine de ölçmüştüm senin için. beklersin diye düşünmüştüm. kaybettiğin biçimsiz zaman olsun boşver. o günler yine gelecek . biriktirdiğin tüm öğütler işe yarayacak sonunda. sonun ise söylenemediği kadar merhametsiz değil. tasfir etmeye değmez , değmedi. algılayabildiğin kadar mutlusun üstelik.takipsizliğe izin vermekte saklı herşey. ve yine biliyorsun ; suç yoktur. küller savrulduğunda anlarsın. her vazgeçtiğinde beni hatırla sadece.paragrafın bittiği yerde bekliyor olacağım. söz verip tutmayışlarım gibi..( 20 12 2006 - 05:56 )
tırmanma becerisi gösterebilseydim bile , kendimi o surlardan atamazdım dipsiz geçmişime dogru. onlarin kutlamalari katlanilmaz değilken üstelik. panayır yerinden günlerce uzakta olsam bile rahatsız olacağım belli. tarihin tinisini duyabilenleriniz bile eminim duygulari ayıramıyorsunuzdur. ne olursa olsun ; gölgeler büyümeye basladığında ben yine dansa baslayacağım ebedi partnerim yalnızlık ile... ve sessizlik içinde merhamet dilenmeksizin, hüznümün memnuniyetini yudumlayacagim. istemekten öte kendim çikacagim ölüm basamaklarını ; ki fırsat yaratabileyim tanışmak için mahşerin efendisi ile.. ( 17-02-2000 / 04:28)
tüm benliğim ile biliyorum , görüyorum.
bunun adı kader diyorum kendi kendime..
dönüp dönüp anımsıyorum her gece
ve sonraki gece
benim vazifem ise bu yük ile yaşamak ,
adı neden olan soru ile yaşlanmak.
tanrım ,
hep ben hakettim.
son fırsat niyetineyse verdiklerin ,
hep ben tükettim.
unutmak adınaysa yaptıklarım ,
senin için..
bir kez daha içtenlikle ,
yoruldum diyebilmek için.
üzgünüm ,
sebebini bilmediğim için..
(02-03-2007)